Yapay zekanın verimlilik artışı sağladığı konusunda bazı şüpheler var. Bu şüpheler, çoğunlukla şirket değerlemelerinin yapay zekanın yaratacağı faydadan daha hızlı büyümesiyle ilgili. Ancak bir konuda mutabakat sağlanmış gibi görünüyor: yapay zeka ve iş kaybetme korkusunun yarattığı pasif bir verimlilik artışı.
Yapay zeka kaynaklı kitlesel işten çıkarma haberlerini dünya devlerinde duymaya başladık. Ancak henüz ERP sistemini bile etkin şekilde kullanamayan, dijitalleşmeyi süreçten bağımsız olarak yalnızca "kağıtsız" olmak şeklinde algılayan, prosedürleri ve süreç akışları belirsiz, stratejisi ise kervanların yolda kendiliğinden "align" olacağına inanan "durumsal" yerel şirketlerde yapay zekanın mucizevi bir şekilde gelip herkesi işsiz bırakması pek mümkün değil.
Fakat davulun sesi uzaktan gelirken, kendisini ister istemez tehdit altında hisseden ortalama çalışanın üzerinde; verimli olma, gelişme, yeni bir sertifikaya hak kazandığını duyurma, yetkinlik edinme, motive olma ve görünür olma baskısı artıyor. Bu baskı, işveren tarafından yukarıdan aşağıya dayatılan geleneksel bir baskı değil.
Çok daha sinsi; içten gelen, kaygıyla beslenen, insanı kendisine yabancılaştıran, çalışanın sorunun diğer çalışanlar olduğunu düşünmesine yol açan ve en sonunda hiç geçmeyen bir mutsuzluk haline sokan bir basınç.
Bu basınç, çalışanın gelişme ve motive olma ve hatta "wellbeing" maliyetini ve sorumluluğunu çalışana yüklerken, maaş beklentisinden koparılmış verimlilik artışları ortaya çıkarıyor. Kurumsal çalışanlar mutsuz, durumsal kurumlar ise durumdan memnun.